Bu haftaki konuğumuz Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ve Kadın Meclisleri Kurucu Üyesi Ayşen Ece Kavas.

Kadın Meclisleri nasıl var oldu ve siz neler yapıyorsunuz?

2017 yılında Kadın Cinayetlerini Durduracağız platformu olarak başladık. O platformun temsilcisiyim. O dönemde metrobüste kıyafetleri yüzünden iki kadın saldırıya uğramıştı. Biz de “Kıyafetime Karışma” isminde kapsamlı bir hareket yaparak yeni bir topluluk oluşturup, Kadıköy’de eylem yaptık. Bir iki hafta sonra Ankara’da, İzmir’de, İstanbul’un birçok yerinde eylemler gerçekleştirdik. Ardından da Maçka Parkı’nda bir forum düzenledik. Bundan sonra neler yapmamız gerektiğini, nasıl hareket etmemiz gerektiğini konuştuk ve “Kadın Meclisi”ni kurma kararı aldık. Herkesin gelebildiği, dışarıdan katılımın serbest olduğu, karar alabildiği ve fikir verebildiği bir meclis kurduk.

Ne gibi destekler sağlıyorsunuz?

Biz kadınlara sadece destek sağlamak için yapmıyoruz bütün bunları. Aslında bir adım atılmasını sağlamaya çalışıyoruz. Yani şu anda kadına yönelik şiddette yapılmayan, yürütülmeyen bazı politikalar var. Kadına yönelik şiddet yüzyıllardır var fakat sadece nitelik değiştiriyor. Bulunduğumuz dönemde aslında bunu önlemenin yolları var. Birincisi mutlaka eşitlik yönünde politika yürütülmesi gerekir. Sistematik olarak politikalarımız yürütülmüyor. İkinci olarak İstanbul Sözleşmesi adında uluslararası bir sözleşme var. Bu kapsamlı sözleşmenin tüm adımlarının uygulanması ve kadınların korunması gerekiyor. 6284’ün uygulanması, eğer kadını yine koruyamadıysak da bu sefer adaletin sağlanması gerekiyor. Bu başkaları açısından örnek olacak bir süreçtir. Ayrıca kadınların daha fazla örselenmemesini sağlayacaktır. Bununla beraber kadınların güçlendirilmesi gerekmektedir. Özellikle de ekonomik olarak. Bu uygulamaların hayata geçirilmesi ve kadınların bu engelleri aşıp hayatta var olabilmeleri için uğraşıyoruz. Yaptığımız tüm çalışmalar bunun için aslında. Biz kitlesel eylemler yaparak bu konuları sürekli gündemde tutmaya çalışıyoruz. Türkiye’nin yarısıyla harekete geçebiliyoruz. Toplantılar yapıyor ve kararlar alıyoruz. Davaları takip ediyoruz. Öldürülen kadınları, şiddet görmüş olanları, görme ihtimali olan her kadını ve çocuk istismarı davalarını takip ediyoruz. Süreçlerin yürütülmesi ve adaletin sağlanması yönünde uğraşıyoruz. Şiddetin normalleştirilmemesini sağlıyoruz. Mahkemelerin görevlerini yapmaları için kamuoyu oluşturmaya çalışıyoruz. Maalesef ki şiddeti normalleştiren her kurum için bunu yapmak durumundayız. Bunların kabul görmesi, başka kadının şiddet görmesine zemin hazırlıyor. Her ne bahane olursa olsun, şiddetin hiçbir yanının doğru olmadığını savunarak bunu herkese duyurmaya çalışıyoruz. İstanbul Sözleşmesi’nde bunlar net şekilde var aslında biz de bu yasanın her halinin uygulanması için mücadele ediyoruz ki emsal kararlar alınsın. Hatta önemli bir aşama katettik. Bunlar dışında üniversitelerde çalışmalar yürütüyoruz. Okulların düzenlediği panellere katılıyoruz. Hem eğitim çalışmaları, hem de önleme çalışmaları yürütüyoruz bu sayede. Aslında örgütlenmeye çağırıyoruz. Sosyal medyada zaten çalışmalarımız herkese ulaşmaya yönelik. Ayrıca basında yer almak üzere hareket ediyoruz, yer alıyoruz da. Her ay kadın cinayeti verilerini açıklıyoruz.  Bunu da Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu olarak yapıyoruz. İkisini beraber anlatıyorum çünkü çalışmalarımızı beraber yürüyoruz. Sorun tespiti ve olayın büyüklüğünü görmek açısından veri paylaşımı önemli bir durum. Esasen devlet bu verileri tutsa çok daha kapsamlı bilgilere ulaşabiliriz. Ulaşamadığımız veriler elbette var. Devlet bunlara ulaşabilir. Bizim de istediğimiz gerçeğin yansıtılması.

Şiddet görmüş ve daha sonra size başvuran kadınlara yardımcı oluyor musunuz?

Bizim bir iletişim hattımız var. Şiddet gören kadınlar burayı arıyorlar ve destek bölümünden davalarını takip etmemizi istiyorlar ya da şiddet görüyorsa, şiddet altındaysa yardım edip yönlendirmeye çalışıyoruz. Ne yapacağını bilmeyen kadın sayısı çok az. Mücadele eden kadınlar var. Onlar bize ulaştığında, onları doğru yerlere yönlendiriyoruz. Eğer başarılı olamıyorsa, engel ile karşılaşıyorsa biz devreye giriyoruz. Kurumlarla iletişime geçiyoruz, ücretsiz bir şekilde avukattan yararlanmasını sağlıyoruz. Hattımızdan bu şekilde bizlere ulaşabiliyorlar.

Tüm bu süreçler içerisinde sizi en çok etkileyen olay neydi? Bu durumlarla yakından ilgilendiğiniz için rahatsız edildiğiniz oldu mu?

Rahatsız edilmiyorum. Platform da bu konuda çok bilinir bir pozisyonda. Şiddet gören kadınların eşleri bizleri arıyor tabii. Hatta geçen gün bir tanesi aradı. Son bir ay da iki kere aradı hatta. Dediği şuydu “Siz biliyor musunuz bu kadınlar neden öldürülüyor? Siz sonuca odaklanıyorsunuz, sebebini araştırmıyorsunuz”. Sebebi de kadınların onun fikirlerine göre doğru hareket etmemesi, onu kışkırtması. Kadın iyi olabilir, kötü olabilir, o bizi hiç ilgilendirmez. Siz herhangi bir suç işleyemezsiniz. Kadının size göre kötü olması, şiddetin bir bahanesi olamaz. Kadınlar kötüdür, erkekler iyidir diye bir genelleme yok. Çok problem yaşıyorsan boşanma diye bir süreç var, buna başvurabilir, hukuki yollardan çözebilirsin. Erkeklere bunu anlatmaya çalışıyoruz. Tabii kendi kişisel hırslarını yansıtmak için de arıyorlar.

Size geliyorlar, siz destek sağlıyorsunuz. Gerekli devlet kuruluşlarıyla mı bağlantıya geçmeye çalışıyorsunuz, kadınları onlara mı yönlendiriyorsunuz? Hiç olumsuz bir şey yaşadınız mı bu durumla alakalı?

Tabii ki yaşadık. Sadece şunu istiyoruz aslında. Gitsinler, kadınların başvurularını dikkate alsınlar. İnanın ki tek isteğimiz bu. Karakolda başlıyor esas problemli süreç. Karakollar görevlerini yerine getirmiyorlar, inanılmaz yani. Geçen gün şöyle bir olayla karşılaştık. Adam arıyor ve “Seni öldürmeye geleceğim” diyor. Kadın zaten şiddete uğramış, aynı gece karakola sığınmış, şikayetçi olmuş, uzaklaştırma talep etmiş. Sonra da arkadaşına gitmiş, onun evinde kalıyor. Adam yerini biliyor muhtemelen, o yüzden  kadın korkuyor adımını dışarı atmaya. Atmamalı da zaten. Sonra bize ulaştı. Tehdit altında. Karakol “Gidin savcılığa götürün. Bizim hakkımız, yetkimiz yok” dedi. Biz de mecburen bakanlığı aradık, işlem yapmayan bir karakol var diye. Daha sonra aradılar karakolu. Onlar da böyle bir yetkilerinin olduğunu öğrenmiş oldular. Biz devreye girince kadını atlatamayacağını anlamış oluyorlar. Daha sonra bakanlıkla çözmeye çalışıyoruz.

Örneğin Mercan adında bir kız arkadaşımız vardı. Mercan’ı boşandığı eşi bıçaklamıştı, Kartal tarafında. O da çok etkileyici bence. Onun da uzaklaştırma kararı vardı. Adam bütün gece beklemiş parkta. Mercan sabah işe giderken karşısına çıkmış ve onu bıçaklamış. Elinde bir çiçek, çiçeğin içinde de bıçak. Ona geri dönüp dönmeyeceğini sormuş sert bir şekilde. Kadın zaten korkuyor. “Yapma, etme” derken, çiçeğin içinden bıçağını çıkartmış.  Olayı gören komşular bağırmaya başlamışlar. Tesadüfen oradan geçen bir tır şoförü adama taş atmış ve adamı uzaklaştırmış. Hemen ambulans çağırmışlar ve kadın kurtulmuş. Onun davasını takip ediyoruz. Mercan hastanedeydi, kamusal bir alan ve aşağıda bir tane güvenlik görevlisi vardı sadece. Devlet koruması altındaki bir kadın bıçaklanmış ve bunu yapan adam bir hafta yakalanamadı. Mercan’a sürekli mesaj atıyordu, “Yarım bıraktığım işi tamamlayacağım” diye onu tehdit ediyordu, hastanenin yakınındaki bir çiçekçiden çiçek gönderiyordu. Bu adam hastanenin yakınında dolaşıyor, Mercan’ın ailesini arıyor ve onlarla buluşmak istiyor, tehditler yağdırıyor ve bu adam yakalanamıyor. “Eğer başına bir şey gelirse bunun sorumlusu sizsiniz” dedik bakanlığa artık. Beş saat sonra bulundu. Bize erişemeyen kadınlar bu sorunları yaşıyor işte hep. Göz göre göre yaşanıyor bunlar. Esas problem de bu.

 

 

 

Bir Yorum Yazın