Ben 22 yaşındaydım, o ise 27 idi. Mersin’deydik. Müslüm Gürses hayranıydım. Kader karşıma onu çıkardı. Evet, onun da ismi Müslüm. Dolmuş şoförlüğü yapıyordu. Civar yerlerde birbirimizi göre göre yakınlaştık, sevgili olduk. Üstüme titriyordu. Her şey çok güzeldi. Hastalanırdım, okula gelirdi dolmuşuyla, bana çorba getirirdi. El üstünde tutmak ne ise onu yaşadım. Ne istersem yapardı. Hediyeler alır, verirdi. Daha sonra ailem öğrendi. Hayatımda biri olduğunu duydular. Öyle olunca, ben bir gün yine buluşmak için evden çıkmışken, aldı beni epey uzaklara götürdü. Onunla olmak güven verdiği için bir şey diyemedim. Mersin’den Urfa’ya gittik. Sebebi de ailem tabii. Genç olduğumu düşünerek ailem bizi ayırır diye korktuğundan beni oraya kaçırdı. Haber aileme ulaşırsa mecbur evleneceğiz diye düşünüyordu. Okul yeni bitmişti, Mersin’de çalışıyordum ve bir birikimim yoktu. Evlilik benim için çok erkendi. Daha çok zamana ihtiyaç vardı ama bir şey diyememiştim. Ailem onun adını duyduğu için artık bekletmeyecekti. Öyle de oldu. Evlendik.

Evlendikten sonra değişen ne oldu?

O sırada her şey yine olması gerektiği gibi devam etti. Bana çok güzel bir düğün yaptı. Ama sorun şuydu ki, resmi olarak evlenmemiştik. Bana sadece imam nikahı yaptı. Normal nikah yapmadı.  Herkes sosyal medyaya koyduğumuz fotoğrafları gördü. Herkes bizi resmi olarak evli biliyordu ama öyle değildi. Daha sonra zaman geçmeye başladı. Kaynanam ile altlı üstlü oturuyorduk. Ben her gün işe gidiyordum düğün borçlarını ödemek için. Kazandığım bütün para borçlara gidiyordu. Ben sadece çok sigara içtiğim için bana sadece sigaramı alıyordu o. Tüm maaşı onun eline koyuyordum. Akşam gelince de yemeği aşağıda annesinde yiyorduk. Dolmuşçu olduğu için geç saatlere kadar çalışıyordu. O yüzden de eve çok geç geliyordu, 12’den sonra. Gece eve geldikten sonra ben çayını yapmış olurdum ona, koyardım önüne, sonra uyumaya giderdim. Sabah erken kalkıyordum. Tüm gün çalışıyordum ve saat 12’yi geçene kadar beklemek benim için ıstırap oluyordu. Bir gün yemeğini verdikten sonra uyumaya doğru giderken, “Sen nasıl benim çayımı vermezsin” diye bağırıp çağırmaya başladı. Biliyordum, annesi dolduruyordu. “Kocaya hizmet gerek” diyordu. Ben üniversite mezunu olduğum için, akşam yemeklerini ben yapmadığım için, ev hanımı olup kocama hizmet etmediğim için, gerçek bir gelin değildim.

Şiddetle nasıl tanıştınız?

Bir kavga, iki kavga derken… Bir gün, saçımdan sürükledi. Mersin’de yerler taştır serin olması için. Yere oturttu beni. “Ben uyuyana kadar burada böyle oturacaksın, beni bekleyeceksin” dedi. Başka bir gün çayının yanına şekeri koymayı unuttuğum için şeker kavanozunu başımdan aşağı döktü. Yerde oturttu beni saatlerce. Yine başka bir gün, ertesi gün işe gideceğim için erken uyumuşken, geldi uyandırdı beni. Yatağımdan kaldırdı. “Sen koltukta yatacaksın, ben yatakta yatacağım” dedi. O kadar çok örnek var ki. Mesela bir gün yine kavga ettikten sonra beni, evin önüne getirdiği dolmuşuna bindirdi. Dolmuşun içindeki demirlere kafamı vura vura dövdü beni. Her yerimi morarttığına emin olana dek. Çok korkmuştum. Sonrasında ne derse yapmak zorundaydım. Kaçarak evlenmeden ötürü aileme bir şey anlatmak çok zor geliyordu. Daha bir yılımız dolmamıştı evlilikte ve ailem Arap asıllı. İki abim var, geri dönmemi istemezlerdi, biliyordum. Sonra bir gün bir arkadaşımı aradım. Dayanamadım. Anlattım ona her şeyi. O bana avukat ayarlayacağını söyledi. Ailem konusunda da baskı yaptı. “Eğer kazandığın parayı onlara verirsen seni eve geri kabul ederler” dedi. Babam yoktu. Annemin eve para götürdükçe beni kabul edeceğine inandığını ve kardeşimi aramam gerektiğini söyledi. Sonrasında yakın bir zamanda yine dayak yedikten sonra kardeşimi aradım. Abim ve kardeşim geldiler beni almaya. O gördü bizimkilerin geldiğini ve amcalarını aradı. Amcaları abimi ve kardeşimi sopalarla dövdü. Vermediler beni. Karakola düştük. Tüm gece oradaydık ama abim bu insanlarla uğraşmamak için şikayetini geri çekti. Bana yine bir şey yaparlar diye. Hiçbir eşyamı geri alamadan o evden abimler sayesinde uzaklaşabildim. Sadece cüzdanımı alıp çıkıp gitmiş oldum. Kaynanama verdiğim borçlar vs. hepsi onların yanına kaldı. İmam nikahlı olmama rağmen, cinsel birliktelik yaşadığım için bu işten geri dönüş yok diye düşünüyordum, o evden hiçbir zaman çekip gidemeyeceğimi sanıyordum. Mersin’de yaşamak bunu gerektiriyordu çünkü.

Şimdi nasılsınız, neler değişti?

Aradan zaman geçmişti. Bir gün teyzemgildeyken, İstanbul’dan bir Arap akraba yemeğe gelmişti. Uzaktan akrabalar böyle yemeğe gelirlerdi sık sık. O akşam içlerinden biri beni çok beğendiğini söylemiş teyzeme. 3-4 yaş büyük ve hiç evlilik yapmamış biriydi. Benim yeni ayrıldığımı, bir psikopatın bana bunları yaşattığını söylemelerine rağmen evlenmek istediğini anlatmış. Böyle bir istekle geldiği için ve ben sürekli mesajlarla tehdit aldığım için Mersin’den uzaklaşma fikrini hemen kabul ettim. İstanbul’da yaşayacağımızı söylemişti çünkü. Anlık bir kararla evlendik. Beni çok sevdiğini anlamıştım. Şimdi ise her şey geride kaldı ve iki çocuğumuz var. Onların mutluluğu için yaşıyorum.

Bir Yorum Yazın