Bugün Mor Çatı Kadın Dayanışma Vakfı’ndan Aslı Elif Sakallı ile birlikteyiz.

Kadın hareketleri denildiğinde akla ilk gelen kurum olan Mor Çatı hakkında bilgi verir misiniz? Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı genel hatlarıyla ne yapar?

Türkiye’de kadınların erkek şiddetine karşı ilk başkaldırısı bir grup feminist tarafından örgütlendi. Çankırı’da bir yargıç, “kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmemek gerekir” diyerek bir kadının boşanma talebini reddetmişti. Bu karar bir dizi eylemin de başlangıcı oldu aslında. Dayağa Karşı Kadın Dayanışması adı altında Türkiye’de egemen zihniyeti derinden sarsan eylemler gündeme getirildi.

1989 yılı Ocak ayında şiddete maruz kalan kadınların hukuksal ve pratik destek alabilecekleri bir telefon ağı oluşturuldu. Ancak bir süre sonra dayanışma ağlarının da yetmeyeceği, bir sığınağın gerekli olduğu ortaya çıktı. Şiddetle yüz yüze olan kadınlarla dayanışmayı sürdürmek, aile içindeki şiddete karşı mücadeleyi yaygınlaştırmak amacıyla 1990’da Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı kuruldu.

1990 yılından bu yana Mor Çatı gönüllüleri şiddete uğrayan kadınlarla dayanışma halindeler. Danışma Merkezine telefonla ya da yüz yüze ortalama günde 10 başvuru oluyor. Çalışmalarımızı kadınlara yardım etmek için değil, şiddete karşı kadın dayanışması oluşturmak ve birlikte mücadele etmek için sürdürüyoruz.

Şiddet mağduru kadınlar Mor Çatıya başvurduklarında onlar için sağladığınız olanaklar nelerdir?

Dayanışma merkezimizde birlikte mücadele için üç ana başlık oluşturduk;

Gönüllü dayanışması: Mor Çatı’ya, yaşadıkları şiddet nedeniyle başvuran kadınlarla genellikle önce telefonda görüşüyoruz. Ardından yapılan yüz yüze görüşmede, seçenekleri birlikte gözden geçiriyoruz ve kadınlara yaşadıkları şiddetin sorumlusunun kendilerinin olmadığını anlatmaya çalışıyoruz. Mor Çatı gönüllüleri kurtulmuş kadınlar değildir. Bu nedenle bizler, başvuru alırken kendi önyargılarımızı, değerler sistemimizi de sorgularız. Mor Çatı’da gönüllü olmak için atölyelere katılmak gerekir örneğin.

Psikolojik destek: Şiddet yaşamanın getirdiği umutsuzluğu, suçluluk duygusunu, utanç ve korkuyu yenebilmek, yeni yaşam seçenekleri oluşturabilmek için Mor Çatı’da psikolojik danışmanlık sağlanıyor. Bu alanda çalışma yapan herkesin öncelikle hiç bir kadının şiddeti provoke ettiğine ya da bunu hak ettiğine inanmaması bekleniyor. Kısacası şiddet gören kadınlara destek verecek psikologların kadın bakış açısına sahip olmaları gerekiyor.

Hukuksal destek: Şiddete uğrayan kadınların büyük bir çoğunluğu, yasal haklarını ve bunları nasıl kullanacaklarını bilmiyorlar. Kadınların bu ihtiyaçları gönüllü avukatlarımızın verdiği hukuksal danışmanlık ile karşılanıyor. Hukuk alanında çok sık gözlenen bir durum, uygulayıcıların kadından yana olmayan yaklaşımları nedeniyle var olan yasalardaki olumlu hükümlerin bile uygulanamaması. Bu nedenle hukuksal danışmanların da kadın bakış açısına sahip olması büyük önem taşıyor.

Mor Çatı olarak sığınağın güvenliğini nasıl sağlıyorsunuz?

Binanın bulunduğu bölgenin en yakın kolluk birimine uzaklığı, fiziki yapısı, kapı ve pencerelerin sağlamlığı vb. dikkate alınıyor ve koşullara göre bir güvenlik planı yapılıyor. Yüz yüze görüşmeye gelecek kişilere mümkünse önceden randevu verilmiyor. Kapıya gelen kişileri görebilmeyi sağlayan kamera sistemleri kullanıyoruz. Riskli bir durum söz konusu olduğunda hızlıca önlem alabilmek için merkezdeki çalışanların ve gönüllülerin acil durumlarda atılacak adımlara ilişkin ortak bir planı var. Böyle durumlarda bu planı uygulamaya koyuyoruz.

Mor Çatı ve diğer kadın örgütlenmeleri çalışmalarını birlikte yürütüyor mu, nasıl mücadele ediyorlar?

Kadın erkek eşitliğinin gerçekleşebilmesi, erkek egemenliğinin sona ermesi ve kadına yönelik şiddet arasında yakın bir ilişki bulunuyor. Feminist kadın örgütleri dayanışma faaliyeti yürüterek, yayınlar yoluyla, sokak gösterileri ve toplantılar yapılarak kamuoyunun dikkatine şiddete ve bununla mücadeleye çekiyorlar. Mor Çatı bir yandan dayanışma merkezi ve bağımsız bir sığınak faaliyeti yürüterek erkek şiddetine karşı kadın dayanışmasını güçlendiriyor, devletin ve belediyelerin açmaları gereken sığınaklarda yapılması gereken çalışmalar için örnek bir model oluşturuyor. Bir yandan da erkek şiddetini doğuran mekanizmaların değişmesi, cinsiyetler arası eşitsizliklerin ortadan kalkması, yetkililerin önlem alması, sorumluluklarını yerine getirmesi için mücadele ediyor.

Aslı Hanım, son olarak siz böyle bir kurumun gönüllüsü olarak neler hissediyorsunuz?

Mor Çatı feminist bir kadın örgütü. Ben de yıllardır kendini feminist olarak tanımlayan bir kadın olarak toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı örgütlenmenin ve feminist mücadelenin şart olduğunu düşünüyorum. Mücadelemi ise erkek şiddeti karşısında dayanışma ile kadınların güçlenmesini önceleyen Mor Çatı’da sürdürmeye karar verdim. Mor Çatı, birebir kadınların başvurduğu bir örgüt olması sebebiyle bir çok kadının hikayesinin aktığı bir mecra. Şiddetten uzaklaşmaya çalışan kadınların mücadeleleri, tanık olan herkesi çok güçlendiriyor. Bunu ilk elden gözlemlemek Mor Çatı gönüllülerini çok besliyor. Sözün kısası, şiddet gören kadınların ve çocukların şiddetsiz hayat kurmalarını görmek, sürekli olarak mücadeleye devam etme gücü veriyor.

Bir Yorum Yazın