Bu hafta Münevver Hanım’ın hikâyesini dinlemek üzere kendisini okulumuza davet ettik. Kendisi bizi kırmadı. Üsküdar Üniversitesi’nde bir araya geldik.

Bize hayatınızdan bahseder misiniz?

Ben Münevver Kızıl. Öncelikle bana ulaştığınız için çok teşekkür ediyorum. Projeniz için sizi canı gönülden kutluyorum ve başarılı olmanızı diliyorum. Umarım bu platformda projeniz güçlenir.

İlk eşimden ayrılmıştım. Evliliğimde şiddet vs. başka durumlar da vardı ve bitmek durumunda kalmıştım. Sonra eski erkek arkadaşımla tanıştım ama hiçbir şey umduğum gibi olmadı. Şöyle ki ben 2013’den beri şiddet mağduruyum, tam 6 yıl doldu, Mart’ın 7’sinde altı yıl bitti. Eski erkek arkadaşımdan şiddet gördüm. Yani ikinci evlilik yolunda ilerlediğim kişi. Bu süre içerisinde Çağlayan ve Bakırköy Adliyelerine 50’den fazla suç duyurusunda bulundum. Kamu davalarının sonucunda 5 tane dava devam ediyor ve hali hazırda 8 tane suç duyurusu mevcut. Sadece şiddet değil, suç unsurları da var. Bu şahıs benim adıma sahte kimlik düzenledi ve dolandırdığı kişilerin numaralarına sanki ben mesaj atıyormuşum gibi gösterdi. Kan kusuyordu, her türlü zorbalığı uyguladı.

Sizi rahatsız mı ediyordu?

Ben kendim yaşıyordum fakat bu olaylardan sonra ailemin yanına taşındım. O zaman benim oturduğum evi biliyordu, daireyi biliyordu. Biz kendisiyle 1.5 sene görüştük. Bu süreçte hep ayrıldık. Sürekli yalan söylüyordu, beni aldatıyordu. Ben ne zaman suç duyurunda bulunsam hep takipsizlik kararı veriliyordu delil yetersizliği gerekçesiyle.

Ne zaman size şiddet uygulamaya başladı?

Biz kendisiyle bir iş yemeğinde tanıştık. Baltalimanı’nda. O zamanlar ben bir boşluktaydım. Tanıştık, konuştuk. Benimsenmek, beğenilmek benim de hoşuma gitmişti. 1.5 sene içerisinde ciddi diyebileceğimiz bir durum yoktu ortada. Birçok kez yalanlarını yakalamıştım. Gerçek ismini farklı bir yolla öğrendim mesela. Bana kendini Berkan olarak tanıtmıştı. Meğerse Seyfi’ymiş adı. Ben şüphelendim. Bir arkadaşım var telefon bayiinde çalışan. Numaraya baktırdım sistemden kimin adına kayıtlı diye. O şekilde gerçek ismini öğrendim.  Yalanlarını – gördükçe sorgulamaya başladım. Benim gerçek ismimi kimse kullanmıyor dedi ilk önce ama sonra mecburen kabul etti. Kendisi ticari taksi şoförlüğü yapıyor. Bir gün beni evden almıştı ve ben takside bir küpe buldum. Sordum nedir bu diye? Müşterinindir dedi. Fakat aldatılıyormuşum. Ben bu kadına da ulaştım. İkimizle de aynı dönemde ilişkisi olmuş. Bir kadına kendini öğretmen olarak tanıtmış mesela. Sağlıklı bir kişiliğe sahip olmadığı ortada.  Biz kadınla görüştük, gerçekleri anlattım. Benim eski eşi olduğumu, peşini bırakmadığımı, paragöz olduğumu, 2 çocuğumuzun olduğunu söylemiş. Gülsem mi ağlasam mı bilemiyorum. Gerçekleri anlattım ben kendisine.

Nasıl karar verdiniz sesinizi duyurmaya?

Kimse benim yaşadıklarımı yaşasın istemedim. Bu konu 6 yıllık bir konu ve son olarak dayanamayıp medyaya duyurdum. Ben doğu kökenliyim ve bu durumlar farklı algılanıyor bizim oralarda. İşlerin gidişatı kötü sonuçlar doğurabileceği için ben onların müdahalesinde bir şey olsun istemedim.  Ona ikinci bir şans vermeyi de asla düşünmedim. İkinci şans diye bir şey yoktur, bunu böyle bilin. Kıymet bilmeyen insanlar için ikinci şans yoktur.

Uzaklaştırma kararı çıkarttınız mı?

Evet fakat bir işe yaramadı. Kararlar çıkıyor ve bu kuralların ihlal edilmemesi gerekiyor. Şahıs bunları çiğneyerek ihlal ediyor. Mesaj atmaması, hiçbir şekilde bana yakınlaşmaması gerekiyor. Fakat bu şahıs rahatlıkla ‘’devlet bana ne yaptı ki? O kadar şikayetçi oldun ne oldu? Bana hiçbir şey olmaz” diyor.  Bugün seviyorum diye işlenen cinayetlerin hepsi nefret tohumlarıdır. Seviyorum diyen insan incitemez. Bu durumlarda senaryo bitmiyor, son hep aynı. Bir ilişki istenmiyorsa istenmiyordur. Kadın ve erkek için de aynı şey geçerli.

Size fiziksel olarak da zarar verdi mi?

2015 yılında kamyonetini üzerime sürerek beni öldürmeye teşebbüs etti ve 13 yaşında olan kızımı öldürmekle tehdit etti. Sosyal medyada adıma hesaplar açıp, telefonlarımı paylaşıp isteyen erkeklerle birlikte olabileceğimi yazdı. Fotoğrafımı bastırıp üzerine terörist olduğumu ve fuhuş yaptığımı yazarak bunları benim ve kız kardeşinin yaşadığı mahallelere astı. Fotoğrafları ağlaya ağlaya topladım ve bu dosyadan sadece mala zarar verme davası açıldı.

Şu an kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

Şu an yeniden hayata dönme savaşı veriyorum. Kendimi hiçbir şekilde güvende hissetmiyorum. Hukukun ne kadar erkek egemen davrandığını görüyorum. Bana destek olmak için gelen kadın arkadaşlarım duruşma salonuna alınmıyor. Gerçek adalet sağlanmıyor. Müştekinin mağduriyetinin üstüne bir de yargı kurumları mağdur ediyor. Ağlaya zırlaya, burnumu çeke çeke Pendik Çınardere Karakolu’na gittiğimde polisin alaycı gülmesi, konuşması, ‘Ooo Münevver Hanım, siz burayı ikinci eviniz bellediniz’ demesi benim güvenimi sarsıyor. Ben devletin kapısına sığınamayacaksam kimin kapısına sığınayım? Ölmem ya da öldürmem mi gerekiyor? Benim de kızımın da can güvenliği yok ve başımıza herhangi bir şey gelirse bunun failleri bellidir. Seyfettin ve ağabeyi Mehmet. Ben şu an Mehmet tarafından da tehdit ediliyorum. 6 senedir adliye kapılarında resmen sürünüyorum. Oturduğum apartmanda komşularım bana kötü gözlerle bakıyor, ‘İmza toplayalım, attıralım’ diyorlar. Bu sadece benim olayım değil, ben bütün kadınların hikayesinin içindeyim. Hala şiddete, ölüm tehdidine maruz kalan kadınlar var, hem onların çığlığı olmak istiyorum hem de hiçbir kadın susmasın diyorum.

 

Bir Yorum Yazın