Her Ses Bir Nefes isimli projenin sanat yönetmeni ve Mulier karma sergisinin küratörü Kenan Bahadır Derre ile sohbet ettik bugün. Küresel ısınma, ekolojik duyarlılık, AIDS ve kadına şiddet gibi farklı konulara sanat yoluyla dikkat çekmeye çalışan Kenan Bey, birçok projenin tasarımcısı.

Sizi ‘Kadın’ konulu bir sergi gerçekleştirmeye iten neden nedir?

2012 – 2018 yılları arasında kadın sorunları ve kadına yönelik şiddet konusunda geniş sanatçı katılımıyla farklı sosyal sorumluluk projeleri gerçekleştirdim. İşbirliğinde bulunduğum sivil toplum kuruluşlarında kadınların yaşadığı sorunları gözlemleme fırsatım oldu.

Bu yıl Mart ayında Trump Alışveriş Merkezi’nde bulunan Trump Art Gallery’de ‘Kadın – Mulier’ adlı 20 sanatçının katılımıyla çok anlamlı bir proje gerçekleştirdik. Sanatçılar; eserlerinde kullandıkları farklı malzemelerle,  kadına yönelik şiddeti, çocuk gelinlerin ve kadınların yaşadığı sorunları anlatmaya çalıştı.

Trump AVM ve Trump Art Gallery desteğiyle gerçekleşen projede, sanatçılarla birlikte geniş kitlelere ulaştık ve projemiz büyük ses getirdi.

Ülkemizde ve dünyada ne yazık ki kadına yönelik şiddet ürkütücü boyutlara ulaşmış bulunmakta. Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Konseyi ve Dünya Sağlık Örgütünün verilerindeki ‘Kadına Karşı Şiddettin Gerçekleri Raporu’na göre; dünyada her üç kadından birinin, yaşamları boyunca birinin fiziksel ya da cinsel saldırıya maruz kaldığı biliniyor. Gerçek yaşamımızda da buna gerek haberlerde gerekse sokakta şahit olmaktayız.

Sanatta ‘kadına şiddet’i ön plana çıkartan çalışmaların oranı nedir? Sizce yeterli midir?

Keşke elimde sihirli bir değnek olsa. Tabii ki yeterli değil. Gerçekleştirdiğim projelerde kadının yaşadığı şiddeti göstermekten öte kadının sahip olduğu gücü ve dünyayı değiştirebileceği üzerinde duruyorum. Şiddeti şiddet çağrışımı yapan görsellerle çözemezsiniz. Özellikle son yıllarda bu konuda çok başarılı çalışmalar gerçekleştiğini gözlemliyorum.

Şiddet insan genetiğine işlenmiş bir hastalık ve insan varlığında oluşan bir içgüdü. Bu şiddet güdüsünün bilinç ile kaybolması, tedavi edilmesi gerekmekte. Kadına yönelik şiddet, çocuğa yönelik şiddet, hayvana yönelik şiddet ve doğaya yönelik şiddetin hepsini toplumsal bilinç ile çözebiliriz.

Dünyada kadına şiddetle ilgili gerçekleştirilen sanatsal çalışmalar var mı?

Dünyada ve ülkemizde kadına yönelik şiddet ile ilgili anlamlı farklı çalışmalar bulunuyor. Şiddet konusunun bir anda çözüleceğini düşünmüyorum. Şiddet uygulayan ya da uygulamaya çalışan kişiler için cezaların caydırıcı olması gerektiğini düşünüyorum. Sanatçıların bu konuda mesajları çok önemli. Özellikle duyarlı sanatçıların katıldığı kolektif çalışmalar ya da gerçek hayat hikayelerinin kullanıldığı (illüstrasyonlar vs.) projelerin daha dikkat çekici olmasını sağlıyor.

Geri dönüşler nasıl oldu?

Trump AVM sergimizin geniş kitlelere ulaşmasını sağladı. Özellikle ziyaretçilerden çok olumlu dönüşler aldık. Ayrıca Trump Art Gallery’de her ay farklı bir sanatçıyla çocuklara yönelik sanat atölyeleri düzenliyoruz. Geçtiğimiz Mart ayında sanatçı Emel Özyol ile ‘Annemin Portresini Çiziyorum’ adlı iki atölye gerçekleştirdik. Çocuklarımızın sanata ilgisi yoğun, ailelerde bu konuda çok duyarlı ve çocuklarının sanat konusunda desteklediğini gözlemleme fırsatı buldum.

Siz bir sanat yönetmeni olarak kadına şiddet gerçeğiyle ilgili ne düşünüyorsunuz?

Şiddetin her türlüsüne karşıyım. Kadına yönelik şiddet meselesi maalesef gündemden hiçbir zaman düşemeyecek kadar hayati ve her zaman karşılaşılan bir sorun olacak. Bu sorunu sadece içimizdeki şiddet içgüdüsünün yok olması sayesinde, toplumsal bilinç ve caydırıcı yasalarla çözebiliriz. Televizyonda dizilerde ya da sinema filmlerinde yaşanan şiddet ve kadına yönelik şiddet reyting ve izleyici çekmek uğruna yetkililerin topluma kötü örnek olmaması gerekiyor. Dizi ve sinema filmlerini özellikle gençler ve çocuklar seyrediyor. Şiddet sahneleri ilerki nesillerin bilinçaltına ağır tahriplere yol açabileceğini düşünüyorum ve bu konuda yetkilileri bir kez daha duyarlı olmaya davet ediyorum.

Bir Yorum Yazın