Bugün ilk yazımızla sizlere merhaba diyoruz. Hikayesini dinleyeceğimiz N.A. 1990 yılında dünyaya gelmiş genç bir kadın. Kendisine projemizden bahsettiğimizde karşılaştığı zorlukları bize anlatmak ve sesini duyurmak istediğini söyledi. İşte ilk hikayemiz…

İş hayatınızda psikolojik ya da fiziksel ne gibi zorluklarla karşılaştınız, bahseder misiniz? 

N.A.: İlk olarak psikolojik şiddetle başladı her şey. Okula başladığımda ki denizcilikte en iyi bizim okuldur, yani çok ağır bir yönetim olduğunu bilerek istedim, öyle başladım oraya. Denizcilik Fakültesi’nde üst sınıfların alt sınıflara uyguladığı büyük bir mobbing vardı. Her şey kuralla yönetilirdi.

Peki bahsettiğiniz bu hiyerarşi nasıl işliyordu, anlatabilir misiniz?  

N.A.: Mesela gemide de o hiyerarşi olacağı için, bizi ona hazırlamak adına, üst sınıflar okulu bir gemi gibi düşünüp, ona göre mobbing uygulamaya başlıyorlardı. Bazı yasaklı yollar vardı örneğin. Okulun o yolunda 1. sınıflar yürüyemezdi. Koridorlarda birinci sınıflar sağdan yürümek zorundaydı. Bunlar hem iyi hem kötüydü. Abilik ilişkisi vardı. İlk mobbing ile böyle tanıştım diyebiliriz belki de.

Peki sizi hazırlamak içindi diyebiliriz o zaman. Sonrasında ne oldu? İş hayatınız nasıl ilerledi? Orada yaşadıklarınızdan bahseder misiniz? 

N.A.: Gerçek gemi hayatı, hiç okuldaki gibi değildi. Okul kurmacaydı. Gemide sistemler vardır. Stajımın 3. ayında günden güne erkekleştiğimi fark ettim. Cinsiyetçi konuşmaktan sakınacağım ama erkek çalışanlar içindeyim tamamen ve beni aralarına kabul etmeleri için onlara uyum sağlamam gerek. Yani onlar gibi giyinip, onlar gibi hareket etmeliyim. Kendileri gibi görmeliler beni. Eğer kadın olarak, N. olarak onların arasına katılmak istersem her şey başka ilerler çünkü. Bunun hep farkındaydım. Gemlik-Gemport’ta iki liman işçisi, ben konteynerları yükler ve planları kontrol ederken, her zamanki gibi erkek montu giymiştim 2 beden büyük, gözüm atkıyla sarılı, sadece gözlerim görünüyor yani (karşı tarafın dikkatin çekecek hiç bir şey yok, elimde bile eldiven var). Aşağıdaki adam seslendi: “Yanındaki bayana söyle, çok tatlıymış.” Ben bunu duydum ve şok geçirdim. Hiç cevap vermeden sakinleşmeye çalıştım. Sonra amirimin yanına gittim. 3. kaptanın yanına. Ama çok sinirliyim, yumruklamak istiyorum her tarafı. Anlattım, abi böyle böyle. O da gitti 2.kaptana anlattı, raporlattı olan biteni. Sonra kaptan geldi ve o liman işçisini çağırttı. Adam evine gitmiş tabii. Neyse ben saat 23:30 gibi uyumaya gittim. Sonra bir baktım adamı evinden getirtmişler. Beni de çağırdılar. Kaptan dedi ki “neden böyle bir şey söyledin bu kıza?” “Ben kötü bir şey söylemedim, tacizde bulunmadım, ne var ki bunda? Çok tatlısın dedim sadece” dedi. Kaptan: “Nasıl ne var? Belki bu kız stajdan sonra meslekten soğuyacak, bu kız bu laf yüzünden etkilenecek, bu sözlü tacizdir” dedi. Adam hala ne var bunda diyordu. Sonra kaptan “iyi o zaman, şimdi telefonunu çıkart, eşini ara. Ben de ona çok tatlısın diyeceğim” dedi. “Bu kız benim kardeşim, eşim, kuzenim de olabilir. Eğer bu geminin kaptanı ben isem, herkes benim ve sen böyle canının istediği gibi konuşamazsın benim gemimde” dedi. Hakkımı savundu. Biraz olsun nefes alabildiğimi hissettim. Adam işten atılacaktı aslında ama benden özür diledi. Ben de savunma vermedim o yüzden.

Peki daha sonra neler yaşadınız? 

N.A.: Başka bir gemide 3.kaptan vardı ve sürekli benimle fiziksel temas kurmaya çalışıyordu. “Aslansın sen, kaplansın sen” diyerek omzuma dokunurdu. Niyeti gerçekten kötüydü. Hissedebiliyordum. El kol hareketleri arttıkça dayanamaz hale geldim. Söyledim, “bu hareketlerden hoşlanmıyorum ben” dedim. Ben susarken her şey iyiydi. Ama ben onu uyardıktan sonra bana çok kötü davranmaya başladı. Ayak işleri yaptırdı. Gerçekten çektirdi.  Sonra yine aynı kaptan ile tekrar birlikte çalışmaya başladık. Bu kez ben de kaptandım, stajyer değildim. Bu kaptan da yanıma gelip saçlarımla oynuyor, omzuma dokunuyordu. Vardiya değişimi esnasında, saatler sabah 5’i gösterirken gelir sarılır, kafasını kafama değdirir, masaj yapmak isterdi. Tek isteği yakınlaşmaktı. Korkunçtu, nasıl anlatabilirim ki hissettiğim şeyi. Resmen tahrik oluyor gibiydi. Ama amirim olduğu için söylemek istediklerimi söyleyemiyordum. Sadece vücudumu geri çekiyordum. Rahatsızlığımı anlasın diye. Bunların dışında gemide amirler, bir kadın olarak, çalıştığım her alanda, her işte, beceriksiz olduğumu göstermeye çalıştılar. Alay ettiler. Hep memnuniyetsizlerdi. Örneğin son yaşadıklarım yüzünden gemiden indirildim ve belki de gemi hayatım son buldu. Çünkü artık çalışmaya korkuyorum. Nasıl dirayetli olabilirim ki diye. Hep bana farklı davranacaklar gibi geliyor çünkü.

Son yaşadıklarım dediğiniz nedir? Hepsi çok zor şeyler. Bu bahsettiğiniz nedir, anlatabilecek misiniz? 

N.A..: Son çalıştığım gemide, kaptanın bana tutumu yine çok kötüydü. Bana beceriksizin teki olduğumu göstermek için çabaladı, her şeyi yaptı. 2 ay boyunca her gün, hiç pes etmedi. Mesela bir şey yazmam gerekiyordu, 2 boşluk bırakmam gerekirken 4 boşluk bıraktım diye telefon açıp dakikalarca hayatımda hiç duymadığım hakaretleri etti bana. Sustum, cevap vermedim. Susmam ve dinlemem gerek. Cevap verirsem, ilk limanda gönderilirim… Öyle de oldu. Hiçbir zaman mutlu olamadım gemide. Hep böyleydi. Bana olan tutumlarını bilemeyeceğim için, kendime savunma duvarları ördüm. Her sabaha aynı soruyla uyandım: “Acaba bugün ne olacak? Mesela kaptan geldi bir gün ve ailemle birlikte yaşayıp yaşamadığımı sordu. “Evet S. bey, ailemle yaşıyorum” dedim. “Yaaa, ailenle yaşamasan mı acaba? Sorumluluk alman lazım… Ailen sana hiç mi sorumluluk vermedi?” Ama nasıl bir ses tonuyla… Ve hiçbir şey olmamışken, durduk yere. “Hiç mi ya, hiç mi almadın?”  Ve ben, hep çalıştım. Okul biter mesela üç ay tatile gireriz, hemen bir yerde iş  bulurum. Tüm bunlara rağmen böyle şeyler duymak, insanı darmadağın etmeye yetiyor. Adam kafasında kendince beni tanımlamış, ne ise artık öyle düşünüp, öyle iletişim kuruyor ve benim kendimi anlatmama asla izin vermiyor… Buna olanak tanımıyor. Bitiyor mu? Hayır. Başka bir gün geliyor mesela “hangi okuldan mezundun sen?” diyor. X okulu diyorum -ki bildiği halde soruyor. “Hee, 2 yıllığı mı? Nasıl ya? Bizim okuldansın bir de, hiç mi bir şey öğretmediler be?” Ben okulu dereceyle bitirdim halbuki. Ama kadınım işte. Bunların hepsi kadın olduğum için. Ezebileceğini bildiği için. Buna inandığı için. Beni gemiden attırmadan önce şöyle demişti hatta, “T., benim bu baskılarıma ne kadar daha dayanabileceksin? Kontrat bitene kadar dayanabilecek misin (4 ay)?” 2 ay gemide kaldıktan sonra, kalan 2 ayımı dolduramadan gemiden indirildim. Rapor yazdı ve beni indirtti o adam… Çok gurur kırıcı şeyler. Çok zor. Çok. Kadın olmak zor. Sürekli taciz edilmek ve bir şey yapamamak çok zor. O yüzden biz kadınlar sesimizi duyurmalıyız. Artık susmamalıyız.

 

Bir Yorum Yazın