Bu hafta Sevinç Hanım’ın yaşadıklarını dinlemek için Nişantaşı’na doğru yola çıktık. Sosyal medyadan öğrenmiştik aslında. Bütün hayatı boyunca takip ediliyor olmanın ne kadar korkunç bir his olduğunu tahmin edebiliyorduk ama dinledikçe ürperdik.

Ben ailemin yakın bir akrabası tarafından psikolojik şiddete maruz kaldım. Ortada fiziksel bir şey yok belki ama durum sanıldığı kadar basit de değil. Erzurumluyum. Oraya gittiğimde mutlaka onunla karşılaşıyordum. Aslında çok daha erken adım atılması gerekiyordu bu konuyla ilgili ama işte hepimizin çekindiği noktalar var. Toplumsal değer yargılarımız, ailelerimizin söyleyecekleri, insanların konuşacakları.  Bu yüzden susuyoruz. Geçtiğimiz sene ben artık susmamaya karar verdim çünkü kuzenim eşi tarafından öldürüldü. Cesaretimi topladım, “Sen artık susmayacaksın” dedim kendime ve dünyaya haykırdım.

Kaç senedir bu kişi tarafından tacize uğruyorsunuz?

Çok uzun bir zamandan bahsediyoruz, yaklaşık 8-9 sene. Benim ergenlik dönemlerinden başlayan bir durum. Ben toplum içerisinde gördüğümde “Merhaba abi” diyordum bu kişiye. Sonra durumlar değişti, bana karşı tepkileri değişti. Bana sürekli “Karım olacaksın. Senden bir sürü çocuğum olacak” demeye başladı. Sürekli benden uzak durmasını söylüyordum. Bizim çevrede herhangi bir fiziksel müdahale olmadığı takdirde, insanlar bu durumun bu kadar ciddileşebileceğini düşünmüyorlardı. Ben de düşünmüyordum açıkçası. Bir gün Erzurum’dan çıktım, eve doğru geliyorum. Arkamda bir araç beni takip ediyor. Yanaştı. “Beni takip ediyor olamaz” diye düşündüm. Ama dayanamadım, bir yandan da korkuyordum. Mesaj attım. “Sen beni takip ediyorsun” dedim. “Sen ne diyorsun geri zekalı ruh hastası” dedi bana. “Ben seni takip etmiyorum” dedi. Ama gördüm. Benim ruh hastası olduğumu, halüsinasyon gördüğümü söyledi ama adım gibi eminim oydu.

Peki zaman içerisinde devam etti mi sizi takip etmeye?

Evet, tabii. Bir gün de araba için sanayi bölgesine gitmemiz gerekti. Tekerlekte sorun vardı. Bir baktım peşimizde. Çok tedirgin oldum. Biz sanayi bölgesine girdiğimizde ve yolumuzu kaybettirdik. Onlar arabada iki kişilerdi. Yanındaki adamın telefonundan aradı beni. Telefonu açtım, baktım onun sesi, hemen kapattım. Ertesi gün aynı numara yine aradı. Numarayı kaydetmemiştim. Açtım. Bu sefer telefonun sahibiydi arayan. “Beş dakika dinler misin? Sana bir şey söylemek istiyorum” dedi. “Biz seni o gün kaçıracaktık.  ‘Biz birbirimizi çok seviyoruz ama kavga ettik, o yüzden kaçıyor’ dedi bana”. “Gerçekten aklın kaç yaşında senin?” dedim. “Neden ben onunla değilim de İstanbul’a dönüyorum?” diye sordum. “O anlatınca inandım” dedi. “Sonra düşündüm” dedi. “Madem bu kadar çok seviyorlar birbirlerini, bu kız neden kaçıyor?”

Bir başka gün Medipol Üniversitesinde öğrenciyken, otobüse bindim okula gidiyorum. Baktım arkamdan biri geliyor. Tedirginim. Bir baktım o. “Ne yapıyorsun sen burada?” dedim. Yalvarıyor bana. “Ne olur dur. Bak çocuklarımızın kıyafetlerini aldım” dedi. Ne yapacağımı bilemedim. Bağırdım, çağırdım. Orada simitçi bir çocuk vardı. O kurtardı beni. Kaçtım.

Yine bir başka gün arkadaşımın düğününe gittik. Fotoğraf çekip sosyal mecralarda paylaştım. Sürekli sahte bir hesap açıp beni takip ediyormuş. Biz düğündeyken arkamı bir döndüm baktım oraya kadar gelmiş. “Ne yapıyorsun sen burada?” dedim. “Seni böyle hayal edebilmek için neler vermezdim ki? Bu gelinliği şu an senin giymeni istiyorum. Benimle evleneceksin” dedi.  Böyle bir zihniyette olan birine ne denir ki? O zamanlar benim de tüylerim ürperiyordu ama alıştım tabii.

Önceki haftalarda hikayesini dinlediğimiz Devrim Hanım da yaşadıklarından dolayı sürekli takip edildiğini düşündüğünü söylemişti. Siz neler hissediyorsunuz?

Zaman zaman tabi ki oluyor. Sokakta yanımdan geçen bir adam acaba suçlu mu, katil mi, yoksa bir kıza tecavüz mü etti diye sürekli düşünüyorum. Telefon numaramı sürekli değiştiriyorum. Yabancı bir numara aradığında telefonun ucundaki acaba o mu diye deliriyorum. Açmıyorum, sonra mesaj atıyorum kimsiniz diye. Sesini duymaya tahammülüm yok çünkü. Benim bütün arkadaşlarıma, özellikle de erkek arkadaşlarıma ulaşıp küfürler yağdırdı, hakaretler etti. Onun yüzünden insanlarla arama mesafe koymak zorunda kaldım. Ne zaman sosyal medyada bir arkadaşımla fotoğrafımı görse, ona ulaşıyor, küfür ediyor, hakaret ediyor.

Arkadaşlarınızı da tehdit ediyor mu?

Ben bir arkadaşımı ölümün elinden aldım. Bir gün Ankara’dan dönüyorum. Arkadaşım beni havaalanından aldı. Geçmişte de çok sorun yaşadılar. Samimi olduğumuz için hep tehdit etti arkadaşımı. Dedim ki: “Sedat karşıya gideceksen beni de götürür müsün?” Sedat da dedi ki: “Sevinç, ben arabamı satmak için ilan verdim internete. Biri var, görmek istiyor arabayı. Üstelik fiyatının üstünde bir para teklif etti. Kaçırmak istemiyorum. Ümraniye’de sanayi bölgesine gidelim, görüşelim. Ondan sonra seni bırakayım. Adam galericiymiş”. Biz yola çıktık, telefonda konuştular. Arkadaşım bana: “Bu ses bana çok tanıdık geliyor” dedi. Bir anda farkına vardık ki telefondaki adam oydu. O kadar kötü olduk ki. Gitmedik tabii. Bizi öldürebilme ihtimali vardı.

Peki bu kadar olay yaşamışsınız ve susmuşsunuz. Sizi polise gitmeye iten bir olay mı oldu? Nasıl karar verdiniz şikayet etmeye?

Ben kuzenimi kaybettim. Kocası tarafından öldürüldü. Bu olaydan önce, “Bu kadar da olmaz” diyordum. Ama oldu işte. Öldürüldü kuzenim. Sonra düşündüm ki bu adam karısını öldürdü. Bu ruh hastası da beni öldürebilir. Söylüyordu da. “Sokağındayım. Ensendeyim. Nefesindeyim. Seni öldüreceğim” diyordu. Bu durumdan kendi başıma kurtulamayacağımı düşündüğüm an kararımı verdim. Daha neler neler yaşattı bana. Beş saat içerisinde tam yedi yüz kez aradı. Yorulmadım, saydım savcıya. Bunlar son anda yaşananlardı.

Sosyal medya sizin sesinizi duyurmanızda etkili oldu mu?

Hem de çok. Sosyal medyada kamuoyu oluşunca, sosyal medya baskısı olunca emsal bir karar çıktı. Elektronik kelepçe ile tutuklandı. Savcı bana dedi ki: “Sanki bu mesajlarda aranızda bir ilişki varmış gibi görünüyor”.  “Olsa ne olacak? Eğer varsa, aksine daha fazla suç teşkil etmez mi? Esas sorun şu. Bu tür durumlarda bizler mağdur değil de suçlu oluyoruz ve bu yüzden öldürülüyoruz” dedim.

Sizde kadınlar artık seslerini duyurmak istiyorlar mı?

Kadınlar artık korkmuyorlar. Daha cesurlar çünkü eğer ben susarsam, sana haksızlık ederim, sana da, sana da. O zaman senin cesaretini kırarım. Ben bu durumu yaşarken sosyal medyada mesaj yağmuruna tutuldum. Önce dedim ki: “Okumayacağım”. Sonra okuma kararı aldım. “Bakayım” dedim kaç kişi varmış. Bir sürü kadın aynı durumda ve hepsi susuyor, korkuyor. Ben kuzenimi neden kaybettim? Korktuğu için kaybettim. Eğer  o korkmasaydı, eğer ben korkmasaydım son 15 senede ne aldatmaya göz yumardım, ne cinayete, ne şiddete göz yumardım. O da korkmasaydı şu an da hayattaydı ve gerçekten korktuğu için öldü. Şu an yaşasaydı 34 yaşındaydı. O katile hayat var mı şu an? Ona da yok. Anlatmak istediğim çok şey var aslında. 8 Mart’ta mağdur ailelerle bir araya geldik Kadıköy’de. Orada o insanlara söylediğim tek şey “Korkmayın” demek oldu. Bir kız vardı orada. Çok uzun zamandır sevgilisinden şiddet görüyor. Aldı mikrofonu eline, hüngür hüngür ağladı. Konuşamadı. Yanına gittim: “Yapma” dedim. Bugün benim beraber olduğum adam, yarın tecavüzcü ya da katil olabilir. Ama ben ondan korkmuyorum, korkmamalıyım. Aslında bu katil zihniyeti hep aynı. Ne ile korkutuyorsun beni? Tecavüzünden mi korkacağım? Buna sessiz mi kalacağım? Sen bana tecavüz edeceksin diye ben kendimi mi öldüreceğim? Bizim bir güvencemiz var. 6284. Peki nasıl uygulanıyor? Bir kadın tacize maruz kalıyor ve adam hakaret davasından yargılanıyor. Sabıkası yoksa beraat ediyor. Devamında kamuoyu baskısı varsa, adli para cezası veriliyor ya da yurt dışı yasağı. Peki sonra? Bir kadın vardı Münevver Kızıl. Bu kadın sevgilisi tarafından ölümle tehdit ediliyor. Şiddet görüyor ve Kartal Adliyesi’nden 18 defa aldığı bir uzaklaştırma kararı var. Buna rağmen hala bu adam kadını taciz ediyor ve şiddet uyguluyor. Bu kadın dövülüyor. Neden bana çıkan karar, bu kadına da çıkmıyor? Neden? Ben bunu sorguluyorum işte. Şu an beni taciz eden adam evde, adli kontrol altında elektronik kelepçe ile. O alanın dışına çıkamıyor. Ona büyük bir hayat dersidir bu. Aslında benim gayem bu adamın iyileştirilmesiydi. Hapis cezası bir çözüm değil böyle insanlar için. Bu insanlar iyileştirilmeliler. Bunun için de çabaladım ben. Şu an bu adam ya evde deliriyor ve kelepçenin çıkarılma anını bekliyor ya da gerçekten pişman. Ben o kötü ihtimali düşünmek istemiyorum. Ama unutulmasın ki kimse bir anda katil olmaz. Bence hiçbir katil ya da böyle sapkın düşünceli bireyler bir anlık öfkeyle katil olmuyorlar. Önceden planlayarak ilerliyorlar.

 Yaşadıklarınıza dayanarak, şiddet gören kadınlara ne söylemek istersiniz?

Zaman size her şeyi öğretiyor. Yaşadıklarımın, karşılaştıklarımın bana öğrettiğinden çıkardığım sonuç hiçbir kadın yaptığı şeyden ötürü öldürülemez. Hayat kadını olabilir, başka şeyler yapmış olabilir ama hiçbir şey onun canından önemli değil. Artık o kadar çok ki gündemde ki kadın cinayeti, kadına tecavüz. Bitmiyor. Biz insanların bir şeylerin farkına varmamız için bir hayat mı gitmeli? Bir can mı yok olmalı? Peki ya geride kalanlar? Onların da mı hayatlarının bitmesi gerekiyor? neden bir şeyler olup bitmeden önlem alınmıyor?  Bir sürü soru ama maalesef yanıt yok ya da doğru sonuç yok. Bence temel neden, bu cinayetlerin altındaki asıl sebep, cehalettir.  Bilmiyorlar, doğruyu bilmiyorlar. Kaçı açıp bir kitap okumuş? Bunları kapatsınlar bir yere, versinler ellerine kitapları, dünyaya bakış açıları değişsin bunların. Ben şu an sesli konuşamıyorum bırakın bağırmayı. Bunlar nasıl böyle yaratıklar, bilemiyorum. Ben son olarak iki şeyin üzerinde durmak istiyorum. Kadınlar, susmayın. Sesinizi duyurun. Ve erkekler. Siz bizden daha önemli ya da daha güçlü değilsiniz. Okuyun, öğrenin. Kadına değer verin. Çünkü her şeyin başı cehalet.

One comment

Bir Yorum Yazın

  1. Sevinc hanimin basina gelenleri haberlerde dinlemistim. uzerinden birkac sene gecti yanilmiyorsam. Ne kadar uzucu korku ile yasamak. Ama yine de boyle guclu kadinlari gormek bana umut verdi

%d blogcu bunu beğendi: