Bu haftaki hikayemizi dinlemek için Silivri’ye gittik. Sosyal medyadan bize ulaşan N. ile görüştük.

Bize kendinizden bahseder misiniz?

Kastamonu Cide’de doğdum. Altı kardeşiz. Ben dördüncü çocuğum. Fakirlik içinde büyüdük. Çocukluğum boyunca köyde çalıştım. Büyümek demek çalışmak demekti. Daha sonra gerçekten büyümenin ne demek olduğunu anlayacağım başka bir şey daha oldu. Babam ben çocukken söz verdiği için yakın akrabamızın oğlu ile evlendirdi beni. On dört yaşındaydım. Bir beni istemeye geldikleri gün gördüm kocamı, bir de gerdek gecesi. Sonrası kabus.

Sonrası nasıl kabus oldu? Ne zaman başladı şiddet?

Evliliğimizin ilk aylarında şiddet başladı. Hem fiziksel, hem de psikolojik şiddet. Her gün ondan dayak yerken, her vuruşunda “Seni baban bana başlık parası karşılığında sattı” diyerek bir de böyle dövüyordu beni. Çaresizliği iliklerime dek hissettim her gün. Dayağı o kadar şiddetliydi ki, oğlum araya girip engel olmaya kalktığında onu da belindeki kemerle dövüyordu. Savunmasız ve garibandık. Ne olursa olsun aileme bir şey söyleyemiyordum. Birkaç kez denedim aldığım cevap sadece ‘Sabret kızım’ oldu.

Evleneli sekiz yıl filan olduktan sonra içki ve eve geç gelmeler başlamıştı. Kazandığı parayı kötü yerlere harcıyordu. Eve para bırakmıyordu hiç. Ben para istediğimde de “Ya çalış ya da köyüne geri dön” diyordu. Öyle dediği için ben de mecburen çalışmaya başladım. Evlere temizliğe gittim. Oğluma ancak bu sayede bakabiliyordum. Bu sayede yavaş yavaş giyimimi düzeltebildim. Ben kendimi geliştirdikçe hakaretler ardı ardına gelmeye başladı tabii. “Kime güzel görünüyorsun sen?” diye hem kavgalar çıkarıyor ve elimdeki parayı alıyordu. Şiddeti sadece bunlarla sınırlı değildi. Cinsel istekleri de farklı boyutlara taşımıştı. Tecavüz etti bana. Filmler izleterek, aynısını zorla benden istedi. Vücudumda kararmayan yerim kalmamıştı. Öyle bunalmıştım ki bir gün bıçak çektim ve yaraladım onu. Bir süre cezaevinde kaldım. Ben içerideyken beni sürekli öldürmekle tehdit etti. Ama gidecek başka hiçbir yerim olmadığı için eve dönmek zorunda kaldım yine, onun yanına.

Bir başka gün eve erkek arkadaşlarını getirmişti. İçkili alemler yapıp benden de onlara hizmet etmemi bekliyordu. Bir gün onların olduğu odaya girdiğimde uyuşturucu aldıklarını gördüm ve kaçmaya çalıştım. Ben kaçmaya çalışınca yakalayıp yine dövdü, eve hapsetti. Ertesi gün kocam evden gittikten sonra eve gelmedi. Ben de yatıp uyumuştum. Uyurken bir elin üstümde gezindiğini hissettim, uyandım. Öfke içinde uyandım ve gözlerimi açtığım an kocam sandığım kişi yerine uyuşturucu içtiği arkadaşlarından birini gördüm karşımda. Elime geçen tüpü kafasına vurdum ve bağırarak evden kaçtım.

Bu hayatta daha kötü ne olabilir ki diye düşündükçe hep daha beterini yaşadım. Kimse bana daha iyi bir hayat şansı tanımadı. O günden sonra bir daha onu görmedim. Tek başıma mücadele ettim. Ev temizliğine devam ediyorum. Oğlum liseye gidiyor. İlk zamanlarda sürekli kaçtık. Çocuğumu okula gönderemedim bizi bulacak diye. Ailem arkamda durmadı. Onların da yanına gidemedim. Bir esnaf lokantasında iş buldum. Oranın sahibi olan aile bizi yanına aldı. Bana da oğluma da abla, abi oldular. Bize sahip çıktılar, ev derdiler, korudular. Lokantanın üst katında kalıyoruz. Her sabah oranın temizliğini yapıyorum. Eski eşim bizi buldu ama yanımıza yanaşamıyor artık. Resmi olarak da boşandık. Oğlum onu hiç görmek istemiyor. Hayatım devam ediyor, içimde kalan kırıklıklarla.

 

Bir Yorum Yazın