Bugün F.A.’nın hikayesiyle başbaşa bırakacağız sizi. Hayatının yarısını dayakla geçirmiş F.A. Önce kardeşinden, sonra da eşinin ailesinden şiddet görmüş.

Çocukluğunuz nasıl geçti?

Malatya’ da. 1972 yılında doğdum. İki kız, üç erkek çocuklu bir ailenin en büyük kızıyım. Babam başka şehirde çalışıyordu. Biz babamı çok az görürdük. Annem tarlada çalışır bize bakardı. Ben de evde kardeşlerime annelik yapardım. Yaşıtlarım sokakta oynarken ben evde yemek yapar, kardeşimin altını alırdım. Böyle bir çocukluk yaşadım. Bir kere bile bilmem yaşıtlarımla evcilik oynadığımı. Benim hiç oyuncağım olmadı. Anneme hep “Bana bebek al” diye ağlardım ama her seferinde dayak yer susardım. Ben zaten bebeklerle oynuyordum. Altı aylık erkek kardeşim, üç yaşında bir kız kardeşim vardı. Onları ben büyütüyordum. Benden bir yaş küçük de erkek kardeşim vardı. Ben onu büyütürken çok çektim. Aslında aynı yaşlardayız neredeyse ama o hep çocuktu. Evin en yaramazı oydu. kardeşlerimi evde yalnız bırakıp onu sokaklarda arardım yine nereye gitti, yine başına ne bela geldi diye. Sokak sokak onu arardım. Sonra onu eve getirdim diye beni döverdi. Bizde erkek hakimiyeti aslında kardeşimle başladı. İşine gelince çocuk olup sokaklarda gezer, işine gelince de evde adam olur beni döverdi. Böyle sürdü geçti hayatımız. Kendime ait hatırladığım tek güzel an kardeşlerimi uyuttuktan sonra kapıda o taşın üstünde oturup gelen gideni izlediğim andır. Bir gün orada otururken annem geldi. O sırada sokaktan bir çocuk geçiyordu. Hiç unutmam. Sanki çocuk benim için geçti, bana baktı, beni tanıyor diye döverdi beni. Hiç ilgim yoktu aslında. Annemin de elinde değildi ki. Baba yoktu başımızda. Öyle böyle derken yaşım 17 oldu. Köylülerden biri beni oğluna istiyordu. O zamanlarda sevmek ya da erkek yüzü görmek yasak. Biriyle bakışmak, tanışmak yoktu bizim zamanımızda. Annem öldürürdü beni. Onların bulduğu biriyle evlenmek zorundaydım.

Ne zaman evlendiniz?

1990’da annem ilk isteyene verdi beni. Evlendik. Evde hem anneme hem benden küçük erkek kardeşime hesap vermek zorundayken, bundan sonra sadece bir kişiye hesap verecektim. Bununla avuttum kendimi. Hep hayal kurardım evlenince kendi istediğimi yapacağım, evimde istediğim gibi yaşayacağım diye. Hayal işte. Kocamın ailesinin yanına gelin gittim. Kader işte. Kocam demiryollarında çalışıyordu. Giderdi, birkaç hafta gelmezdi. Bu sefer ben evde onun ailesine bakmaya başladım. Yemek yap, kocamın kardeşinin isteklerini yerine getir. Temizlik, yemek, ev işi her şey bana bakardı. Evlenmeden önce en azından cama çıkardım. Annem o kadarına laf etmezdi ama evlendikten sonra cama bile çıkartmıyorlardı beni. Asla bakkala ben gidemezdim mahalledekiler ne der, biri yan gözle bakar diye. Kaynım çok karışırdı her şeyime. İstediğim kıyafeti bile giyemez oldum. Neymiş kırmızı eşarp bağlayamazmışım. Evlenmeden önce bağlardım. Bir gün bağladım diye çekti aldı başımdan. “Git düzgün şeyler tak kafana” dedi bana. Hayal ettiğim bu muydu sanki? Evde beni çok itelerdi. Bir yandan kayınvalidem, diğer yandan kaynım sürekli hakaret ederlerdi bana. “Sen bir şey beceremezsin, kadın mısın sen?” diye. “Kaç yaşına geldin, evlendin ama kadınlık yapamıyorsun” derlerdi hep bana. Evde bir şeyi eksik mi yaptım. Kayınvalidem başlardı kızmaya, her şeye laf ederdi. Ben ona bir gün karşı çıktım diye kaynım beni öyle dövdü ki, hiç unutmam. Aklıma erkek kardeşimden yediğim dayaklar geldi. O en azından kardeşiyim diye daha insaflıydı sanki. Sonra kocam geldi bir gün, ona anlattım. “Ben yokken onlar baktı sana. Daha ne istiyorsun? Bir dayaktan ne olacak? dedi. Kaç yıllık evliyim, hala unutmuyorum o sözü. Herkes bir şey derdi, aldırmazdım ama onun dediği yara hala içimde. Sonra hamile kaldım kızıma. Birden çok değerli biri oldum. Hem kocamın ailesi, hem de kendi ailem el üstünde tuttu beni. Kızım doğdu. Eşimin işi dolayısıyla İstanbul’a geldik. İkinci kızım dünyaya geldi. İyi ki geldik buraya. Herkesten uzak. Eşim ve kızlarım ile güzel bir hayatım oldu. Belki hayal ettiğim evliliğe kavuştum ama yaşadıklarım hala içimde, aklımda ve asla silinmeyecekler. Kızlarım benim yaşadığım gibi şeyler yaşamasın diye artık tek mücadelem. Onlar hep iyi, mutlu olsunlar.

Bir Yorum Yazın