Bu haftaki hikayemiz Kapadokya’dan. Henüz 17 yaşında bir çocukken “adın çıktı” diyerek zorla evlendirilen Hayriye Demirbilek’in hikayesini sizlere aktaracağız. Demirbilek, hem kurucusu hem de başkanı olduğu Kapadokya Kadın Dayanışma Derneği’nde 12 yıldır kadın hakları mücadelesi veriyor.

Nasıl başladı her şey?

Çocuktum. Sokakta bir erkek arkadaşıma müzik kaseti verirken annem gördü. Sokakta bağırmaya başlayınca korkumdan o gece eve gidemedim. O konuştuğum arkadaşım beni bir arkadaşının evine bıraktı. Tabii bizimkiler jandarmaya haber vermişler. Beni buldurlar. Gelip aldılar. Kızlık testine götürdüler. Ama bir kere adım çıktı ya, “temiz” olmam önemli değil. Dayımın oğluyla beşik kertmesiymişim. Benim haberim bile yok. Onunla evleneceksin dediler. Kardeş gibi büyümüştük, istemedim. Ama bir silah koydular masaya. Ya o çocukla eveleneceksin, ya o çocuğu vuracaksın ya da dayının oğluyla evleneceksin dediler. Mecburen evlendim. Gelinlik bile giydirmediler. Bütün büyüklerim baskı yapıyordu. Annem kendini bile savunamıyordu. Sokağa çıkıp ekmek almayı bile bilmiyordu. 16 yaşında babamla evlendirilmiş. Babam da 16 yaşındaymış. 5 doğum yapmış annem her seferinde “bu sefer erkek olacak” diye.

Çocukken nasıl bir hayatınız vardı?

Babaannem çok diktatör bir kadındı. Babam nakliyeciydi, pek sık evde olmazdı. 12-13 yaşlarındaydım. Pantolon giyerdim. Çok kızarlardı bana. Daha çocuktum. “Artık koca kız oldun, sokakta oynama” dediler bana. Çok baskı altında bir çocukluk geçirdim. Hemen evlendirmek istediler. 5 kız kardeştik, “1 boğaz eksilir” diye düşünüyorlardı. Kızların hiç değeri yoktu.

Eşinizle hayatınız nasıldı?

Ayrı ev açtılar bize. Yoksulluk çektik. Yiyecek, içecek bulamadığımız günlerimiz oldu. Nikahtan 3 ay sonra hamile kaldım. Bebeğim 20 günlükken ayrıldık. Oğlumu tabii ki çok seviyorum ama bağrıma basamıyorum. Onu sırtımda bir yük gibi hissettim. Tabii ki annelik duygusu var. Ağladığında koşuyorsunuz, düştüğünde hemen yanına gidiyorsunuz ama öpemiyorsunuz. Ben oğlumu bir kere öpmüşüm. O kadar mutlu olmuş ki, eşine “biliyor musun annem beni seviyor galiba, beni öptü” demiş. Çok iyi iki arkadaşız oğlumla. Gezeriz, dolaşırız, kavga ederiz. 3 torunum var, 38 yaşında babaanne oldum.

Boşandıktan sonra ne yaptınız?

Baba evine döndüm. Çalışmam gerekiyordu. Çocuğum vardı, para kazanmalıydım. Annem hem beni, hem de oğlumu büyütüyordu. İşe başladım. Nevşehir Cezaevi’nde gardiyan olarak işe başladım. Bu arada ortaokul ve liseyi dışarıdan bitirdim. Sonra da sosyoloji okudum, hatta 2 üniversite bitirdim. Bir yandan okuyordum, bir yandan da çalışıyordum. İkinci evliliğimi benden 20 yaş büyük biriyle yaptım. 20 yıl evli kaldım ve hayatım burnumdan geldi. Korktum, dul kadın imajını üzerimden atmak istedim. Çevrenin baskısı bir yandan, üzerindeki bakışlar bir yandan. Ama düzen tutmadı mı tutmuyor. Yine olmadı. Kısır döngü gibi. Bir yanlış adım attığınızda sonrası düzelmiyor maalesef. O insanların tekrar bana aynı gözle bakacaklarını düşündüğüm için 20 sene evli kaldım. O beni bıraktı. Yoksa benim onu bırakacak cesaretim yoktu.

Sonra nasıl yeniden ayağa kalktınız? Sizi hayata döndüren ne oldu?

Siyasete girdim. Kendimi kurtarmak için değil de, diğer kadınları, çocukları, ülkemi kurtarmak inancıyla bu işe başladım.

Kapadokya’da kadına şiddet oranları nedir?

İç Anadolu bölgesi %49,5 oranla ortalamanın çok üzerinde. Erken evlilik, ensest, çocuk istismarı. Bölge içler acısı durumda. Karapınar kasabasında erkek çocuğa tecavüz oranları çok yüksek. Kapadokya Kadın Dayanışma Derneği olarak uluslararası STKlarla çalışıyoruz ve elimizden geleni yapıyoruz.

 

Bir Yorum Yazın