Bugün S. Hanım’ın hikayesini dinlemek için Esenler’e geldik. Kendisi kadın kuaförü. İki çocuğu için tek başına mücadele eden, çalışan bir kadın. Güneşe dokunmayı başarmış ve çocukları için her şeyi yapabilecek bir kadın. Hikayesiyle baş başa bırakıyoruz sizi.

 Nasıl bir çocukluk yaşadınız?

1978 yılında Bayrampaşa’ya geldik. 6 kız, 1 erkek kardeşiz. Annem erkek çocuk istemiş ama hep kızı olmuş. En küçük kardeşim erkek. Ona çok düşkündü. Babam anneme zaman zaman şiddet uygulardı. Ben büyük olduğum için kardeşlerime bakıyordum evde, diğer anne ben gibiydim.

Mahallede mi tanıştınız eşinizle?

Evet, aynı mahallede oturuyorduk. Tanıştık ve yedi sekiz ay konuştuk. Babam istemiyordu onu. Kahvede sürekli görüyormuş, hareketlerini beğenmiyormuş. Ben tabii 18 yaşındayım, cahillik. Neyin ne olduğunu bilmiyorum ama evden de kaçmak istediğim için onu bir yol olarak düşündüm. Evde huzur yok, kalabalık, köyden hep misafirlerimiz geliyor. Annem zaten bu kadar kalabalık bir evde hangimizle ne kadar ilgilenebilirdi ki. Sevgili olduğumuz zamanlarda bana karşı iyiydi ya da ben göremedim bir şeyleri. Şimdi düşünüyorum ufak tefek kıskançlıkları, problemleri vardı. Bana karışıyordu ama şiddet yoktu. Bir gün beni istemeye geldiler. Babam vermedi. O gün problemler yaşandı, annem fenalaştı ve babam en son anneme dayanamayıp verdi beni. Sonra evlendik. 21 sene evli kaldım. Evlendikten iki üç hafta sonra şiddet başladı. Düğün kasetini izliyorduk, düğünümde ben bizim akrabalardan biriyle dans ettiğim için “Sen nasıl dans edersin?” diye bağırdı çağırdı. Dayak yedim bu sebepten. Kendim isteye isteye evlendiğim için de kimseye söyleyemedim, düştüm dedim. Gözüm morarmıştı. Belliydi aslında dayak yediğim. Ondan sonra yavaş yavaş arttı şiddet. Annem eve geliyordu, kızıyordu. Akrabalarım misafirliğe geliyorlardı, yine kızıyordu.  Sonra çocuklarımız oldu. Onlara karşı hep ilgisizdi. Her şeyleriyle ben ilgileniyordum. Hafta sonları bile çocuklarla ilgilenmez, kahveye giderdi. Çok istedim boşanmayı ama hep insanlar ne der diye sabrettim. Dayak yedikten sonra anneme giderdim hep ama bana sahip çıkmadılar. “Sakın ayrılacağım deme. Büyükler ne der? Biz el aleme ne deriz?” deyip beni eve gönderirlerdi. Teyzemler yanımdalardı ama beni korumak için değil. “Eşin ne yaptı? Ne dedi?”, olan olayları öğrenmeye, dedikodu yapmaya geliyorlardı. Annem “kızı boşanmış” dedirtmemek için beni hiç desteklemedi. Ama artık dayanamıyordum. En sonunda kızım beni boşanmaya ikna etti. Son zamanlarda eşim çok kötü şeyler yapmıştı. Benim ondan daha fazla para kazanmamı kabul edemiyordu. Herkesin yanında beni rencide ediyordu, küçümsüyordu. Hak etmediğim şeylerdi. Çalışıyordum, eve para getiriyordum. Evde mutsuz olduğum için kuaförde kalmak istiyordum hep. Gece saatlerine kadar çalışıyordum. Bu sefer çocuklarımla ilgilenemedim. Hep kıskanırdı beni. Ben hep oturmama, kalkmama dikkat ederdim ama onun kendine güvensizliği vardı. Bu yüzden beni hep kıskanırdı, aşağılık kompleksi vardı. Ben para kazanmaya başladıktan sonra değişmedim,  hep aynıydım ama o hep kıskanırdı. Eskiden daha kötüydü. Aileler araya girdi, onunla konuştular. 10 yıla yakın bana şiddet uygulamadı. İnsanlardan çekindiği için yapmadı ama bu sefer de sözlü şiddet uygulamaya başladı. Bir gün dükkana tül diktiriyordum. Usta ölçü almaya geldi. O da işten çıkmış, kapıdaydı. İçeriye çağırdım, “Usta var, içeri gel, yalnızım” dedim. Ustayı da tanıyordu ama bana “Çiçek abla, boyu iyi mi?” diye sorunca, “O adam sana nasıl abla der? Bu samimiyet nereden geliyor? Nereden tanıyor seni? Adını nereden biliyor?” diye bağırmaya başladı. Beni perdeci adamla yüzleştirmeye götürecekti. Ben de “Saçmalama” deyince kolumdan tuttu ve kolumu morarttı, beni darp etti. Bir başka gün düğüne gitmiştim. Beni aramış, duymamışım. Ev haliyle çıkıp geldi düğün yerine. Herkesin içinde bana hakaret etti, küfretti. Ben de en son orada karar verdim boşanmaya.

Boşanmak istediğinizi nasıl söylediniz?

Kesin kararlıydım. Nasıl mı söyledim? İlk önce çocuklarımı aldım ve ailemin yanına gittim. Annemler köydeydi. Onlar geldiklerinde de kendimize ev tuttuk, sonra da yeni bir hayat başladı bizim için.  Normalde bir hafta evden giderdik, sonra geri dönerdik ama bu kez bir ay dönmeyince her şey kesinleşti. Ona da mahkeme celbi gidince anladı ki hiçbir şey eskisi gibi değil. Çok zormuş. Biliyorsun, o insanla yaşayamıyorsun çünkü çok kötü bir insan ama yine de alışkanlık. Hani nasıl sigara içiyorsun, kötü ama bırakamıyorsun, bu da öyle bir şey.

Görüşmemiz sırasında S. Hanım’ın kızı da yanımızdaydı. Onun da eklemek istedikleri vardı.

Babam hep tehditler savuruyordu. Anneme “Seni sakat bırakırım, seni öldürürüm” diyordum.  Biz kötü bir şey yapabileceğini düşündük ama yapmadı. Dükkanı bastı. Bir anda içeri giriyordu “Konuşacağız” diyerek.  Bana mesajlar atıyordu üniversiteye okumaya gittiğimde. “Bak dükkana gittim, şöyle yaptım, böyle yaptım” diye. “Kardeşini gidip öldüreceğim” diyordu sürekli.  Ben şikayetçi olmuştum dava sırasında. Boşanma süresince her yerde rezillik çıkarıyordu. Eve kız arkadaşlarını getiriyordu. Onlara annemin terliklerini giydirip eski evimizin mutfağında yemek yaparlarken fotoğraflarını çekiyordu ve bize gönderiyordu.

S. Hanım devam etti anlatmaya.

Bir de böyle boylu posluydu, özel hareket polisi gibiydi. Uzun geniş omuzlu biri. Korkuyorsun, vurursa devirir. Ben çok korkuyordum, çocukların çok üstlerine gitti çünkü. Halbuki sen bir babasın, bunlar senin çocukların. Çocuklarımı kabul bile etmedi. Gitti çocuğa “Sen benden değilsin” dedi. “Ben sizin babanız değilim” dedi. İyice yolunu şaşırdı yani. Ben her şeyi anlatmıyorum çocuklara, kinlenmesinler, üzülmesinler diye.

Hala rahatsız ediyor mu sizi?

Cezası var, üç yıl. Şikayetçi oldum. Yaptığı şeyi anlatayım size. Aksaray’daki bir erkekler tuvaletinin duvarına benim ismimi ve telefon numaramı yazmış.  Ondan ceza aldı. Onun el yazısı olduğu anlaşıldı.

Nasıl ortaya çıktı bu olay?

Dükkanı sürekli erkekler arıyordu. Karakola gittik. O kadar şeyler yaptı ama karısının numarasını erkekler tuvaletinin duvarına yazan biriyle karşılaşmamıştım. Beni arayan adamlardan birine sordum. Herhalde bir yanlışlık var diye düşündüm. Arayan adam “Aksaray’da alt geçitte tuvaletin kapısından aldım” dedi. Ben hemen oğlumu gönderdim o adrese fotoğrafını çekmesi için. Görünce hemen anladım onun el yazısı olduğunu. Bir de altına “70 Lira” yazmış.

Psikolojim çok bozulmuştu o zaman. Hemen şikayetçi oldum. Bilirkişi raporu çıktı, mahkemeye o da gitti. Zaten başka olaylardan dolayı daha önce de şikayetçi olmuştum. 3 yıl kesinleşmiş cezası var. Şimdi istinafa gitti. Orada indirim almazsa yatacak. İkinin altına düşerse, para cezası mı alacak bilmiyorum. Ama hapis yatmasını çok isterim. Bir de ne dedi bana biliyor musunuz? “3 yıl yatar çıkarım. Bu arada bana olan kinin azalır, barışırız”.  Ben de onu her yerden engelledim benimle irtibat kuramasın diye. Ama çok çektim çok. Kendi çocuklarını bile şikayet etti.

S. Hanım’ın kızı devam etti.

Şu an babam ailesiz. Biz ona en büyük cezayı verdik ve ömür boyu ailesiz geçirecek hayatını. Biraz daha yaşlanınca, elden ayaktan kesilince tek başına kalacak. Üç yıl içeride yatsa ne olacak ki bir ailesi olmadıktan sonra.

Ben anneleri olarak asla aralarına girmedim. Onları kötülemedim, küssünler diye bir şey yapmadım. Onun en büyük kavgası kendisiyle ile. O numarayı oraya yazarken ne düşündü Allah bilir ama daha sonra itiraf etti, belli oldu onun yaptığı. Ben ondan şüphelenirim, başka kimden şüpheleneceğim? Eşini seven kişi bunu yapar mı? Nerede sevgi? Bir şeylerin bittiğinin farkına vardığı için bu intikam şeklini seçti. Biz boşandık fakat onun ailesi benim hep yanımdaydı. Hala görüşürüm onlarla, bir sorunum yok. Yıllardır biliyorlar oğullarının ne olduğunu. Ben sadece çalışıyorum diye değil evde olduğum zamanlarda da şiddet görüyordum. Çocuklarım da bundan etkileniyordu. Onlara da şiddet uyguluyordu, hem fiziksel hem de psikolojik. Oğluma “Sen okumadın, bir işe yaramazsın. Bu eve ne katkın var ki?” diyordu, küçümsüyordu onları hep. Oğlumun da mesleği var. Kuaför. Kendi emek vererek sahip oldu her şeye, başı boş bir evlat olmadı. Okumadı belki ama sokaklara da atmadı kendini. Eski eşimin çocuklarıma hiçbir desteği olmadı. Ne okurlarken, ne kuaför salonunu açarken. Yabancı gibi davranıyordu. Ben ondan bir şey istemiyorum zaten. Nasıl böyle bir insanla evlenmişim? Daha kötüsü sosyal medyadan benim arkadaşlarıma yazmaya başlamış, mesajlar atıyormuş evli olan arkadaşlarıma. Kızımın eve gelen bir arkadaşı vardı. Ona bile mesajlar atmış, çok güzelsin diye. Arkadaşlarım benden sakladı bunları ama daha sonra öğrendim tabii. Benim huzursuz olmam için her yolu denedi. Bu adamda davranış bozukluğu gelişmiş ve bana karşı çok yönlü saldırılara geçti. Mutluluklarını nasıl bozarım diye düşündü hep.  Eğer ki cevap verecek olsaydı arkadaşlarım, beni suçlayacaktı “Bak nasıl arkadaşların var?” diye. Zaten oğluma sürekli “Senin annenin boşanmış arkadaşları var, onlarla geziyor”. Zihniyete bak. Ben yapmam gerekeni yaptım, hukuki yollara başvurarak hakkımı aradım, şiddeti şiddet ile çözmedim hiçbir zaman.  Bu karardan sonra benim sosyal medya hesaplarıma girip yorumlar yazmış kendi fotoğraflarıma. Hakaretler yağdırmış.  Benim müşterilerden şikayet ettiğimi, onları sevmediğimi yazmış. Amacı tamamen huzur kaçırmak. Her yerden engelledim, ulaşamasın diye. Kızım arada parkta görüyor, ama konuşmuyorlar. Ben her şeye rağmen hiçbir zaman doldurmadım onları babalarına karşı. Şu an bana dokunmasın, huzurumu kaçırmasın yeterli, benim kararım net.

 

 

 

 

 

 

 

Bir Yorum Yazın