Bugünkü röportajımız için Çengelköy’ gittik. Yıllarca iki çocuğunun mutluluğu için savaşmış genç bir kadınla tanıştık. Projemiz hakkında bilgi sahibiydi ve bizimle görüşmekten çok memnun olduğunu söyledi.

Bize hikayenizden bahseder misiniz?

Her zaman sevilen biriydim. İnsanlara yardım etmeyi sevip, kimse için kötü düşünmeyen biri olduğum için çevremdekiler de bana güzellikle gelirdi. Evliliğimizin ilk dönemlerinde anlamaya başlamıştım bazı şeyleri. Günden güne fark etmeye başlamıştım insanların bana olan sevgisini kabul edemediğini, bunu çekemediğini. Bir dükkanım vardı. İş yapmadığım zamanlar çok sıkılırdım. Ailemin bana armağanı diyebileceğim o dükkanla ilgili bana aşağılamalarda bulunduğunda hepten anlamıştım içindekileri. “İnsanlar niye bu kadar alış veriş yapıyorlar senin gibi birinden?” diyordu. Hayatı anlama, fark etme çabamı yok sayıyor, çocuklarımla olan bağımı kıskanıyor, özgürlüğümden beni alıkoyuyor, birçok şeyi yapmama izin vermiyordu. Evliliğimin ilk ayları benim görmeyi kabul etmediğim sözlerindeki şiddetlerle geçti.

Sonraki yıllarda neler yaşadınız?

İkinci yıldan itibaren artık sözlerindeki şiddet yetmemeye başladı. İş yerine gittiğimi bilmesine rağmen “Bugün neredeydin?” diyordu. Yetmeyip ara sıra gelip kontrol ettiği de oluyordu. Takıntıları vardı. “Bugün bana neden günaydın demedin?”  deyip bunu gün içinde birden çok kez sorardı. Bu örnek dışında hali hazırda birçok şeyi daha sorup cevabını almasına rağmen tekrar sorardı. Son 6 yılda her şey çok değişti. Şiddet, vücudumda morluk izleri oluşacak kadar ilerledi. Ona doktora gidip tedavi olması gerektiğini söylediğim zaman bunu kabul etmiyor, yine beni dövmeye kalkıyordu. Dövmediği zamanlarda ise her an küfür ederdi. Ben dükkandan eve döndükten sonra zihninde oluşan, gerçek olmayan fikirlere dair soruları onu çok öfkelendirirdi. Benim onu sürekli kandırdığıma inanıyordu. Benden istediği cevapları duymadıkça küfür ederdi. Bir kızım ve bir oğlum olduğu için dayanmaya çalışıyordum ama sürekli şiddet, her gün acıya katlanma hali çok zordu. Oğlum olanlara dayanamıyordu. “Yeter anne, bu evde ölmeyi mi bekliyoruz?” dedi bir gün. Evlatlarımın gözü önünde karanlığa daha fazla saplanamayacağımızı biliyordum. Boşanmayı kabul etmeyeceğini de. Çocuklarımı da alıp evden ayrıldım. Peşimize düştü, tehditleri aylarca bitmedi. Ben ailemden destek gören biri olarak şanslıydım ama onların da bu adama gücünün yetmediğini biliyordum. Evi basıp beni kolumdan sürümeye kalkarken oğlumun ve kızımın beni korumaya çalışmasını ömrüm boyunca unutmayacağım. Polisin buna şahit olması bizim için en iyi şeydi. İstiyorum ki, şiddet gören her kadının omzuna bir iyilik meleği konsun. Hayat bunları yaşamak için çok kısa. Evlatlarımla bir ömür mutlu olmak tek dileğim. Umarım her kadın güneşi görür ve ona dokunur.

Bir Yorum Yazın